19 Mayıs ATATÜRK'ü Anma,Gençlik ve Spor Bayramı

2008-05-19 00:38:00
Ey türk gençliği! Birinci ödevin Türk bağımsızlığını,Türk cumhuriyetini,sonsuza dek korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli (güven) kaynağındır. Gelecekte de,yurt içinde ve dışında,seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyecek kötüler bulunacaktır. Bir gün,bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan,göreve atılmak için içinde bulunacağın ortamın olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanak ve koşullar çok elverişsiz olabilir. Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar,bütün dünyada benzeri görülmedik bir yenginin temsilcisi olabilirler. Zorla ya da aldatıcı düzenlerle,sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış,bütün gemi yapım yerleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine eylemli olarak girilmiş olabilir. Bütün bu durumlardan daha acı ve daha korkunç olmak üzere,yurdun içinde yönetim başında bulunanlar,aymazlık ve sapkınlık ve üstelik hayinlik içinde bulunabilirler. Dahası,yönetim başında bulunan böyleleri,kişisel çıkarlarını,yurduna girip yayılmış olan (dış) düşmanların siyasal amaçlarıyla birleştirebilirler. Ulus,yoksulluk ve darlık içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.Ey Türk geleceğinin genç kuşakları! İşte bu ortam ve koşullarda bile ödevin,Türk bağımsızlığını ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Gereksindiğin güç,damarlarındaki soylu kanda vardır.

 Mustafa Kemal Atatürk, 20 Ekim 1927 

 

bir anı… MUSTAFA KEMAL PAŞA SAMSUN’DA Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919′da  Samsun’a geldi.Bir süre çalıştıktan sonra kentin postanesine gitti.Görevli bulunan PTT memuru o günü söyle anlatıyor : Hava yağmurlu ve elektrikliydi.O zamanlar paratoner sistemi olmadı­ğı için telleri toprağa vermiştim. Saat gece yarısına yaklaştığı bir anda kapıdaki nöbetçi koşa koşa geldi,bir haber verdi.Mustafa Kemal Paşa geliyor.O sırada,Mustafa Kemal Paşa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi.Ayağa kalktım.  — Buyurun Paşam. — Derhal Havza ve Amasya ile görüşmem gerekiyor dedi. — Hava elektrikli,telleri toprağa verdik,sizi görüştüremem! — Bu,vatanın kurtuluşu ile ilgilidir.Muhakkak görüşeceğim,ya ölürüz ya vatan kurtulur,dedi. Ceketin cebinden ipek mendilini çıkarıp maniplenin üzerine koydu. Benim için telleri devreye sokmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı. — «Sen ölürsen ben de ölürüm» dedi. Elimi bırakması için söylediğim ısrarlı sözlere aldırmadı,elimi uzun süre bırakmadı.Önce Havza’yı aradım.Derhal cevap geldi.Nöbetçi memur,Kemal Paşa’nın adamlarının emir beklediklerini söyledi.Paşa şifreli bir not verdi,yazdım.Gelen şifreli cevaba elimi bırakmadan baktı.Bir kağıda çabu­cak şifreli bir şeyler yazdı.Havza’ya iletmemi söyledi.Amasya ile de istedi­ği konuşmayı yaptı,sonra; «Oh çok şükür,şimdi vatan kurtuldu.»dedi ve maiyetiyle gitti.Birden aptallaşmıştım.Oturduğum yerden kalkamadım.Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya koyan bir kişiydi.Fes kapmaya,mevki elde etmeye gelmiş biri olamazdı.O bir gerçek vatanseverdi,Atatürk’e hayranlığım yağmurlu bir gecede böyle başladı işte…

Yüce ATAmızı,Şükran ve Minnetle anıyoruz…

 

 

 

58
0
0
Yorum Yaz